Nehir… Oyunla ilgili yazıyı yazmadan önce Amalia Rodriguez’in şarkısı Cançao Do Mar’ı açtım. Rodriguez, Inti Illimani, Victor Jara… Nehir’den kulakta kalan ezgileri seslendiren müzisyenler… Oyunu izleyeli yirmi dört saatten biraz fazla oldu. Hafızamda durmadan oyundan sahneler ve replikler canlanıyor… Kolay kolay da oradan çıkmayacak gibi… 2012 – 2013 sezonu kapanırken bu yıldan aklımda iki oyun kalacak. Biri Cyrano De Bergerac diğeri de Nehir…

Oyun Türkiye tarihinin en önemli olaylarından biri ile küçük bir yüzleşme gayreti. 1980 darbesi ve faşist yönetimin bireyler üstünde bıraktığı etkiler üstüne 1 saatlik bir yapıt. Türkiye’nin “demokrasi” kültürüne, birey – devlet ilişkisine ve kadın olmak üstüne güçlü sözlerle çevrelenmiş özel bir metin. Oyunun yazarı Gülşen Karakadıoğlu’nun dediği gibi, geçmişin kırılma noktaları ile yüzleşmeden bugünü değerlendirmek doğru değil. Geçmişe dair olan biteni izlerken bir kez daha öne çıkan cümle de cabası; faşizm bazen darbe adıyla karşımızda olurken, bazen de demokrasi adıyla hayatlarımızda boy gösteriyor.

Oyunda 1980 darbesi sonrası Derin Araştırma Laboratuvarı’nda (DAL) işkence gören ve bir şekilde oradan kurtulan Nehir’in ayakta durma mücadelesi ve ona eşlik eden gizemli kadının öyküsünü izliyoruz. Kadının da oyunda dediği gibi, “Acı unutulabiliyor. Beden daha çabuk sarıyor yarasını ama ruhundan silip temizlemek, kurtulmak hiç kolay değil.” Nehir bütün olan bitene rağmen aradığı bu çıkış yolunda, hayatının kesiştiği bu kadın ile neler yaşayacak?

Oyun saat gibi işliyor

Nehir; insan onuru, aşk ilişkileri, dostluk, sanat ve demokrasi üstüne harika bir yapıt. Gülşen Karakadıoğlu’nu bu mükemmel metni için kutlamak gerekli. Büyük edebiyatçılardan, düşünürlerden yapılan ufak alıntılarla, Emek Sineması’na yolladığı selamıyla, oyunda çalan her şarkının özenle seçilmesi ve hepsinin öyküsünün anlatılmasıyla muhteşem bir tekst. Eseri sahneye taşıyan Dramaturg Füruzan Tercan çok başarılı bir iş çıkarmış ve yönetmen Vacide Öksüzcü’nün de katkısı ile saat gibi işleyen bir oyun ortaya çıkmış.

Oyunu Oda Tiyatrosu’nda izledim. Nehir’in evinin salonunda geçen bir saat için Seyhan Kırca çok şık bir dekor oluşturmuş.

İclal Seper ve Özlem Gür oyunun başrollerinde yer alıyor. İkisi de çok iyi oynamış. Ancak deneyimi ve rahatlığıyla İclal Seper kesinlikle bir adım daha öne çıkıyor.

Nehir mutlaka izlenmesi gereken bir oyun. Hem de bir değil birkaç defa. Uyum içinde harika bir ekibin çalışması ile ortaya çıkan bu yapıtı kaçırmayın.