İyi bir tiyatro oyunu nasıl olmalıdır? İyi bir ışık, iyi bir oyunculuk, iyi bir dekor ve hatta bunların yanında iyi bir konu; sahneye dört ayağı yere basan bir yapıt koyar mı? İstanbul Devlet Tiyatroları oyunlarından Çirkin, tam da bu soru yumağına yanıt olacak cinsten.

Çirkin’i Ankara’nın en önemli sahnelerinden Küçük Tiyatro’da misafir ediyoruz. Küçük Tiyatro gerek dokusu, gerekse ruhu nedeniyle oyunlar için muhteşem bir arenadır. İzleyen ve oyunun ruhu, etkileşimini tam anlamıyla yaşar. Bu yüzden gelen oyunlara hep daha pozitif yaklaşırım. Tiyatro elbette ki insanı anlatır ama günümüzün akustik problemli, sevimsiz taş yığını sahneleri bu ruhtan biraz insanı uzaklaştırır. Gerçi değişen insan hayatı belki bu sahnelerle de örtüşebilir. Kim bilir? Ama ben bu konuda biraz daha eski kafalı kalanlardanım.

Çirkin, tek perdelik ve 1 saat 10 dakika süren bir oyun. Medine Yavuz Almaç çok başarılı ve sade bir dekor hazırlamış. Sahnenin ortasında alanı ikiye bölen metal bir paravan var. Rolü olmayan oyuncu paravanın arkasına geçiyor ve orada bekliyor. Bence bu seçim oyunun trafiği adına olumlu bir çalışma olmuş. Oyun dört beş farklı mekanda geçmesine rağmen, paravanın seyircilere doğru olan kısmında yer alan masa ve sandalyeler, ışığın da yardımı ile değişiklikleri harika yansıtıyor. Sadeliğin büyük başarısı budur işte.

Simay Tuna sahnenin en başarılısı

Oyundaki bir diğer sadelik unsuru ise oyuncu seçimi. Oyunda sekiz dokuz farklı karakter olmasına rağmen her oyuncu birkaç karaktere hayat vererek, sahne ışıklarının da değişimi ile izleyiciyi etkilemeyi başarıyor. Öğrendiğim kadarı ile farklı karakterleri aynı oyuncunun canlandırması da metin yazarı Marius von Mayenburg’un seçimi. Bir karakter, bir anda ışıkların sarıdan beyaza dönmesi ile tamamen farklı birisi oluyor. Hatta bazen birbirine temas eden replikler iki sahne arasındaki geçişi de keyifli kılıyor. Metnin geçişlerdeki bu kıvraklığı aklıma 33 Varyasyon’u getirdi. Farklı karakterleri canlandıran oyuncular bu geçişi çok iyi başarıyor. Bir anda o karakterin ruhuna giriyor ve karşımıza bambaşka birisi çıkıyor. Bu konuda Simay Tuna şüphesiz sahnenin en başarılısı. Kadın karakterlerinin ruhu arasındaki katmanlarda kusursuz seyahatler yapıyor. Tabii başrol oyuncusu Tahsin Tolga Evren’in hakkını yememek lazım. Çok sayıda monoloğu ve oyun boyunca değişen psikolojik trafiği çok iyi yakalıyor. Nişan Şirinyan ve Musa Şamil Kafkas da zaman zaman aksasa da iyi bir oyunculuk sergiliyor.

Çirkin’in harika bir konusu var. Güzellik ve görsellik üstüne kurulan bir dünyanın yapaylığını resmediyor. İlişkilerin, çalışma yaşamının ve toplumdaki olaylar örgüsünün sığlığının altını çiziyor. Çok çirkin bir adam, başarılı bir estetik ameliyat geçiriyor ve dünyanın en güzel yüzüne sahip oluyor. Tabii ki tüm hayatı değişiyor. Peki her şey beklendiği gibi iyi mi gidecek? Çirkinliğe güzelleme Cyrano de Bergerac’a ve oradaki Christian’a da komşu bir konudan bahsediyoruz kısacası. Ancak bu kadar güzel bir konu çok sığ bir metinle sahneye aktarılıyor. Maalesef bu da oyundaki bütün güzel yanları yerle yeksan ediyor. Rejisör Metin Belgin’in orkestra şefliğini çok iyi yapamaması nedeniyle de oyunun temposundaki sıkıntı daha da artıyor. 1 saat 10 dakikalık kısa sürenin hiç bitmeyecekmiş gibi olduğu anlar oyunda fazlasıyla mevcut.

Son Notlar

Oyunla ilgili bir iki noktaya daha değinmek istiyorum. Bazı medya organlarında oyunun ensest ilişkileri meşru gösterdiğine yönelik haberler yer alıyor. İstanbul Devlet Tiyatroları da bu konuda bir açıklama yapma ihtiyacı duyuyor ve şunları diyor: ““Çirkin” adlı oyunun, yapısı gereği, her oyuncu iki rol canlandırmaktadır. Aynı oyuncu hem kadının oğlu, hem de kadının sevgilisi olarak iki karakteri canlandırmaktadır. Yani oyuncunun canlandırdığı iki ayrı rol, tek bir karakter olarak algılanmış ve haber yapılmıştır. Bahsi konu olan sahne, kadının sevgilisi ile olan sahnedir. Anne-Oğul ilişkisi gibi bir durum söz konusu değildir.Devlet Tiyatroları repertuvarı gereği sahneye koyacağı oyunlarda gereken titizliği göstermek zorunda olduğunun bilincinde ve sorumluğunda bir sanat kurumu olarak, oyunun sahnelenme aşamasında her türlü yanlış anlamaya meydan vermeyecek hassas yaklaşımı benimsemiş bir kurumdur. ”

Haberlerin zavallılığını bir kenara bırakalım bu açıklama daha da vahim. Sanattan bahsediyoruz. Sanatta suç olur mu? Sanat insanı anlatmaktadır. Kültürümüzde ensest yok diyenler de açıp bu konudaki araştırmaları okuyabilir. Google’da sadece birkaç dakikalık arama ile pekçok rapora ve habere ulaşmak mümkün. Bunlardan biri de şu adresten okunabilir. http://www.ntvmsnbc.com/id/24977822/

Ayrıca “sahneye konulan oyunda gereken titizliği göstermek zorunda olmak bilinci ve sorumluluğu ile yanlış anlamaya meydan vermeyecek yaklaşım” ne anlama gelmektedir? Bazı oyunlar izleyiciyi rahatsız etmelidir. Suratına tokat gibi inmelidir. İnsanı anlatıyorsunuz. Tiyatroyu yöneten kurumların da bu anlayışta olması ayrı bir korkutuculuktur. Haberleri yazanların maksatları ise bellidir. Bu yüzden “Çirkin” oyunu hakkında yapılan karalama kampanyasını da kınıyorum. Elbette ilk fırsatta oyunu bir şekilde kaldıracaklardır. Ama bu konuda da oyuna ve ekibine sonuna kadar destek olmak gerekli.